10 Şubat 2016 Çarşamba

Atina Atina güzel Atina , seni görmek ister her bahtı kara ?


Açıkcası ikinci post ne olsa diye düşünmedim bile !
Tabi ki Atina olmalıydı. Şimdi işin hangi tarafından başlasam bilemiyorum.
Çok küçük yaşlardan beri Yunanca ve Yunan müzikleri bana huzur verirdi. Orta okulda inat edip (keşke her konuda böyle azimli olsam) yunan alfabesini ve başlangıç seviyesi sayılacak şekilde kendi kendime Yunanca öğrenmeye başladım. Daha da içime sinmedi vee Yunan konsolosluğunda kursa devam ettim. Bu keyif uzun sürmedi. Çünkü üniversiteye başlayınca İstanbul'dan uçunca kursta yarım kaldı. Sanırım ömrümün sonuna kadar buna dertlenebilirim.
      Atina ise görmediğim zamanlarda bile yaşayabileceğime inandığım şehirdi. 2015 Eylül ayında kutsal topraklara ayak basabildim. Ve Atina beni yanıltmayı bırakın , hayallerimin ötesinde güzeldi.
Akropolden şöyle bir şehire bakınca aklıma durumun özetleyen tek kelime geldi: AİDİYET.
     Ki şöyle özetlemem gerekirse ben aidiyet duygusu konusunda her anlamda sıkıntılı bir insanımdır. Lisede iki daha şehir değiştirmiş beğenmemiş üniversitede de 2. şehrime geçiş yapmış bulunmaktayım. AAAMMAAAAAA gel gelelim benim güzel Atina'm benim evim. İnsan kendini nereye ait hissediyorsa evi orasıdır. Tabi ki sevdiği insanların yanında olması çok önemli. Ama inanır mısınız Atina olduğum tek bir saniye kimse aklıma gelmedi.
     Bu asla gezi yazısı kıvamlı bir post değil. Sadece aklımda kalan yerlerden ve bende yarattığı etkiden bahsetmek istiyorum. 1 numara tabi ki Akropol. Şehre ordan bakmanın insanda ''Nirvana dedikleri bu mu la ? '' etkisi yarattığı kesin. 2 numara KOMPLE ATİNA SOKAKLARI. Her ev kocaman balkonlu , sakin apartmanlar. Ağaçlarla dolu mahalleler , sokaklar , yollar , caddeler. Bir çok tarihi bina. Ama o güzel evler benim için o kadar özel ki.
     Atina'dan ayrılırken böğüre öküz oturması ne demek canlı canlı öğrendim.
     Sizin aidiyet hissettiğiniz yer neresi ? Ya da aidiyet duygusunu ne ile bağdaştırıyorsunuz ?
     Kulağımda Yunanca sözler , bir küçük uzo ve manzaram Akropol. Kafamda o gün canladıkça sadece şükretmek istiyorum. Her gün o anı yaşasam anlamını yitirir mi diye düşündüm çoğu zaman. Ben fikirleri çok çabuk değişebilen bir insanım. Bunun için hiç pişman değilim , fikirlerinin esiri olan insanları sevmem çünkü. İnsan ruhu değişir. Hoş görmek , saygı duymak gerek. Ama emin olduğum tek bir şey var. O an hayatımda ilk defa ne istediğimi anladım. Ben o gün yaşamasını bilen , cebindeki üç kuruşu ev taksidi için ayıran değil de arkadaşlarıyla kahkahalar atarak mutlu olmayı seçen insanlar arasındaydım. Bunu hayatımın sonuna kadar istediğime çok eminim. Hep derim ; insan mutlu edilmeyi beklememeli sadece , mutlu etmeli. Ben o gün ve diğer 5 gün mutlu olan , mutlu etmeyi seven insanlar gördüm hep. Yunanlılar için söyleyebileceğim en net tanım bu olurdu. Mutlu etmeyi bilen , kendileri seven insanlar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder