16 Şubat 2016 Salı

Evden Çalacaklarım ? / 5 Yaşında ki Alkolik

Aile bireyleri olarak birbirimize çok baskın şekilde benzediğimiz huylarımız yok fakat annem ve ben bir konuda ruh eşiyiz. EV !
Tabi kendisi yaşı sebebiye (akşam dayak yedi) biraz daha klasik tarz dekorasyon sevse de ikimizde çoğu konuda hem fikir oluyoruz.
Ayrıca o oldukça antika düşkünü bir kadın.
Senelerce oradan buradan o kadar çok tabak- çanak züccaciye eşyası getirdi ki sanırım bir evi en baştan yaratacak bir kısım eşyayı da vermek zorunda kaldık. Gel gelelim onun için özel , benim ise çalmak için fırsat kolladığım bir takım şeyler var evimizde.

İlk olarak bu Türk kahvesi fincan takımı. Biliyorsunuz ki mavi-beyaz benim için 1 numara. Fakat ayrıca bu takımda ki desenlere bayılıyorum. Türk kahvesi içmesiyle , sunumuyla adabı olan bir şey zaten. Sunum esnasında üzeri pembeli , cupcakeli fincanlarda gelince nasıl bir dehşete düştüğümü size anlatamam sanırım. İçimde bir şeyler ölüyor resmen.
Bir de bu...
Bunun şekerlik ve kahve takımı da mevcut ama ben sadece bu servis parçasını seviyorum.
Annem bunları 1987 senesinde Bulgar bir adamdan almış. Kendisi hala süs niyetine saklıyor. Daha bir kahve , çay içemedik şu takımdan.

Bunlar ise açık ara favorim.  Toile de Jouy desen diyebiliriz bunlara sanırım. Bitiyorum bu takıma. Oldukça fazla bir takım halinde mevcut bunlardan. Annem olmadığı günlerde kaçak olarak bunlarla masa hazırladığım çok oldu. Canımı tehlikeye atıyorum diyebilirim. Çünkü daha bu postu yazmadan dakikalar önce -Anne sen bunları İngiltere'den mi getirtmiştin ? soruma
-Evet hayatta vermem onları. Ben ölünce alırsın 
gibi bir cevap aldın. Anlam ve önemini siz düşünün. Ama ÇALACAM ARKADAŞ.
Bunu nereden almış o da unutmuş. Ama en sevdiğim desen olan bu tabağı güzel bir sofrada hayal etmekten için soldu ve yılbaşı soframda kullandım sonunda. Çünkü niye ÇOK MAVİLİ.

Bunu niye koydum derseniz. Bu içkilerle öyle bir çocukluk anım var ki , ailemde genel bir travma yaratmıştı ! 
5 yaşlarında falandım sanırım. Annemin arkadaşı bu küçük sunumluk içkilerden oldukça fazla çeşitlerde bize getirmiş. Akıllı annemde dekoratif amaçlı salonun bir köşesine dizmişti. Tabi bu anlattığım benim çok az hatırladığım ve bana ( tüm dünya annem sayesinde bu hikayeyi biliyor zaten ) anlatılanların birleşimi.
Bende salonda hunharca oynarken , içim yanmışşa demek o içkilerin arasında üzeride yeşil elmalı olanı lok lok içtim. Daha sonrasını annem şöyle özetliyor ; '' Bana doğru yalpalaya yalpayala annneeem beniiim be diyerek gelip sarılınca garipliği farkettim , aklıma gelen başıma geldi diyip hooohh yap Nazlı diyince buram buram kokuyu aldım''
Evet kokuyu aldığı şey mis gibi Elma Likörü. Yalnız alkolik nezakatim ? ANNNEEEM BENİMM ? 
Daha sonra ise 25 saat gibi bir süre uyuyarak kendime gelebilmişim. Daha sonra alkole öyle bir küstüm ki hala aram iyi değildir :)
Annem tabi sonrasında bütün içkileri toplayarak kaldırdı. Kimi daha sonra içildi ( valla ben ağzıma sürmedim). Kimi kırıldı. Geriye bu ikisi kaldı. Muhtemelen şu an içinde alkolün esamesi okunmuyor ama hala çok şık durabilir salonda. Minyon şeyleri seviyorum.
Bir de bu eski kutuyu çok seviyorum. Bir dresuar üzerinde oldukça şık durmaz mı ?





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder