13 Şubat 2016 Cumartesi

Günlük #1 Günün ışığı / Basit Zihniyetler

                                              Aşırı sevdiğim bir şarkı. ( size Yunan fantazi müziğinden ne kadar hoşlaştığımı anlatamam)
                                     Günlük meselesi birden aklıma geldi. Gün içinde neler yaptım gibi yazmaktan oldukça sıkılacağım bir post serisi olmaz herhalde diye düşünüyorum. Gün içinde ne hissettim , bugün ne öğrendim tadında birşeyler yazmak istiyorum.
                                      Bugün biraz keyif faslı sonrası anneannemin ziyaret ettiğim sırada yiğeni ve onun güzel minik kızı Aylin'de gelmişti.

 Kendimi bildim bileli çocukları çok severim ve düşkünüm. Hatta çocuklarla aramda garip bir bağ vardır. Büyüklere karşı ortaya çıkmayan şeytan tüyüm çocuklarda ortaya çıkıyor. En sıradışı küçümenlerle bile kısa sürede iletişim kurabilirim.
                                      Tabi ki daha ilk anda kaynaşıp boyama , evcilik gibi oyunlara daldık. Çok hareketli ama çok şirin bir çocuk. Şunu anladım ki çocuklar mutluluğu çevresi ile çok ilgili. Mutlu çocuklar her zaman söz dinleyen , küçük yaşta saygı duymayı bilen çocuklar oluyor. Ve mutlu bir çocuk bütün çevresinin gününü muhteşemleştiriyor. Bugün bunu çok net anladım. Anne - baba bazında da durum aynı. Mutlu bir çocuk bütün aileyi enerji bombası haline getiriyor :) Enerjisine yetişmek için oldukça yorulsa da , bir gülücük , kocaman bir sarılma dünyalara bedel. Düşünüyorum da çocuk bu karanlık dünyada tek ışık. Bir dönem furya gibiydi ' bu dünyaya çocuk mu getireceğiz ? ' cümlesi. Evet efendim. Getireceğiz. Çünkü dünya var olduğu günden beri böyle. Ve onlar tek ışığımız. Belki bencilce düşünüyorum. Ama her iyi birey bu dünyayı bir tık daha aydınlatır.
Bir diğer mevzuya geçersek.
Kahve almak için sırada usul usul beklerken önümde iki bayan servisin ne kadar geç olduğundan bahsediyor. Ve sanki yetişmeleri gereken yere 1 saat geç kalmışlarcasına tek başına herkese yetişmeye çalışan baristaya laf sokuyorlardı. Ve kahvelerini aldıktan sonra yaptıkları masalardan birine oturup sohbet etmekti. 10 dakika geç içtikleri kahve için ölmemişler , üstüne işini yapmak için emek harcayan birinin bütün modunu düşürmüşlerdi. Kim nasıl kendinde bu hakkı bulur ? Paramla rezil oluyorum gibi kepaze bir zihniyeti ne zaman benimsedik ? Neden her dakika ölüme bir dakika daha yaklaştığımızı sadece para ödediğimiz zamanlarda hissediyor ve bunun için insanları biçiyoruz ?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder