12 Nisan 2016 Salı

Ayvalık / Cunda Notları ( Ağır Fotoğraf İçerir)


Bir insan 7 senedir aynı yere gidip hala ilk defa gitmiş gibi olabilir mi ? 
Olabilir. Mesela ben.
Her Ayvalık'a gittiğimde nasıl bir mutluluk , ne heyecan anlatamam.
Ege'nin en güzel yerlerinden bence.
3 güncük kalabilsem de harika ve dolu doluydu. Sevdiğim insanlarla herhalde son 2 aydır hiç gülmediğim kadar gülüp , en sevdiğim olan sokaklarda aylak aylak yürüyerek bol bol enerji depoladım. Bol bol fotoğraf koymak istiyorum. Ben susayım , resimler konuşsun misali.

 Hava hep böyle açıktı. 3 gün yağmur gözükse de bir damla yağmadı. Benim için üzücü , diğerleri için çok iyiydi tabi. Burası Ayvalık'ta bulunan Açelya Kafe'nin manzarası. Kesinlikle gidin derim. Oldukça keyifli bir yer. Yediğimiz herşeyden çok memnun kaldık.
Bu güzel evlerde Ayvalık'ta bulunan Taksiyarhis Kilisesi'nin yanında bulunuyor. Ayvalık'ın çarşısı bitince girilen ara sokaklar bir harika ! Tabi daha bakımlı olmasını diliyorum o ayrı.



Evet 7 senedir geliyorum demiştim , fakat hiç Antikacılar Çarşısı'na gitmemişim !
Çok küçük ama dükkanlar harika şeyler var.
Bir çok Yunanca kitap , dergi ve eski gazeteler bulabilirsiniz.
Ben biraz güzellik yaptım tabi kendime :)

Çarşıdan çıkınca sahil tarafındaki ara sokakları da muhakkak dolaşın.



Hatta küçük bir keyif molası verin !




Gelelim Cunda'ya !
Yazları gitmekten oldukça sakındığım bir yer aslında.
İnsan kalabalığının gerçekten tarifi yok.
Sonbahar ve Kış zamanı bir harika oluyor ama. Şimdi de çok güzeldi. Oldukça tenhaydı. 
Cunda'nın dar sokaklarında yürümeye bayılıyorum. 
Keşke biraz daha yetenekli olabilseydim de size bana hissettirdiklerini şöyle okkalı bir şekilde yazabilseydim.
Bana Midilli'yi hatırlatıyor hep. Tabi Midilli'ye gitmeden önce 3-4 defa Cunda'ya gitmiştim. Şimdi yine Cunda'da Midilli efekti ile kendimi oyalıyorum haha.

Maviyi - beyazı görünce bende oluşan fazla mutluluğu cümle alem biliyor tabi artık.


Tabi en çok gözüm bu evde. Cunda'da bu tarz evlerden oldukça fazla. Arnavut kaldırımlı sokaklardan yürürken bir mest ki sormayın.


Şöyle küçük yerlere araba girişi keşke yasaklansa !










Böyle güzel sokaklardan yukarı doğru yürüdükçe Koç ailesinin restore edip , müze haline getirdiği değirmene çıkıyorsun. Manzarayı size anlatamam. Hele dediğim gibi boş bir sezondan gittiyseniz , inanılmaz keyif alacaksınız.
Tabi ondan önce yolda bizi böyle bir güzellik karşıladı !
Evet itiraf ediyorum , ben hayatımda ilk defa canlı olarak bir keçiyi bu kadar yakından gördüm.
Ve şu sahneye her gün tanık olabilirim.
Evimden çıkıp yürüyüş yaparken , keçilerini otlatan biriyle selamlaşmayı , kapı önünde oturup çayını yudumlayan teyzeyle selamlaşmayı...



Değirmene tam çıkmadan yan tarafta harap halde kalıntıları kalmış bir kilise var.


Ve geldik değirmene..




Bolca yokuş çıktıktan sonra burada çok güzel bir keyif yapabilirsiniz. Çaydan , kahveye , biradan , şaraba oldukça geniş bir menü var.






İnsan her buraya geldiğinde mavinin değerini bir kere daha anlıyor. Ege gibisi yok !

Değirmende ki keyif seansı bitip , Ege'nin rüzgarı bizi dondurunca başlıyoruz aşağı doğru salınmaya. Ne şans ! Şu güzellikleri ölmeden görebilmek , bu sokakları arşınlamak ne şans !


Cunda'da 2 tane de mekan önerim olacak size.
Biri çok uzun zamandır çok çok çok severek gittiğim Cielo Bistro - Bar.
Sahipleri, mekan , konsept , kokteyller başlı başlına Cunda'nın başına gelmiş en iyi şey diyebilirim.
Artık rakı-balık konseptinden bıkmış Cunda severler için en iyi yer !
En bilinen ve en sevilen kokteyli Karadut Mojito. Bende hastasıyım.

Tadacağınız bütün kokteyler mekan sahipleri Uğur ve Sema çiftinin elinden çıkıyor. 
Bir diğeri Sincap Rüyası

Bu da ablam Didoş'un favorisi.
Yalnız her şey bir kenara ben en çok mekanın atmosferini seviyorum.
Mesela kış aylarında keyifçilikte çığır açacağınız bir ateş başı olayı mevcut burda.

Soğuk biranızı , kokteylinizi şunun başında yudumlayınca herhangi bir dert, tasa kalacağını cidden düşünmüyorum.



Her Ege kasabasında olduğu gibi Cunda'da insansa umarsızca alkol alabilme hakkı tanıyor , evet. Cielo 'kime sorsan gösterir ' denilen mekanlardan. Cunda sokakları biraz karışık. Hani şurada yazsam bulamassınız. O nedenle muhakkak yolu şasırmamak için danışın.

Yeme-içme konusuna gelirsek.
Cunda'nın insan bafileme konusunda ki namı ülke sınırlarını zaten aştı , üzerine konuşmamıza gerek yok. İşte tam bu anda bahsedeceğim yer imdat tuşu.
Kırmızı Cafe- Bistro'yu geç keşfetmenin üzüntüsü içindeyim. Burası Cunda dolmuşundan iner inmez sağınızda kalan , söğüt ağacı gölgesinde çok güzel bir yer.

Ben Şnitzel , ablamda Ayvalık tostu tercih etti. Açık konuşayım karşıma gelecek Şnitzel'den çok umutlu değildim. Ama resmen ters köşe oldum. Çok başarılıydı.

Benim için asıl güzellik İsviçre'li şnitzeli yanında roka ile Ege usulü yememdi ! 

4 gün baya iyi vakit geçirdiğim bir tatil oldu. Sevdiğim insanlarla her anım baya güzel geçti. 
Ve şunu anladım insan mutlu olunca hiç birşey gerçekten düşünmüyor.
Belki bu anları paylaşmak istediği insanlar bir aklına geliyor , ama çabucak geçiyor.
Hep diyorum mutlu olmak ne güzel şey !




























4 yorum:

  1. Kırmızı Cundada isletmecisi Nuri beyle Sohbet yemekler kadar güzel.geleneksel bir mekan olacağına eminim.

    YanıtlaSil
  2. Memleketim Ayvalık ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.İstanbul da yaşamamdan dolayı sayenizde özlem giderdik.Emeğinize,gönlünüze sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayvalık'lı olmak ne büyük şans :) Çok teşekkür ederim !

      Sil