3 Nisan 2016 Pazar

Günlük #21 Manos Loizos / Kasımlılar / 100 Kitap


Bugün Spotlight'ı izledim nihayet. Şimdi burada Mark Ruffalo'ya olan yüksek doz sevgimden uzun uzun bahsetmek istemiyorum. Ama adamın hastasıyız o kadar diyeyim. Kendisi 22 Kasım doğumlu. Ve Kasım ayından doğmuş olan herkese zaten özel bir sempatim olduğunu çevremde bilmeyen yok. Çünkü evet bende Kasımlılardanım. Çok lüzumsuz bir sempati olduğunu elbette farkındayım. Film üzerinde zaten konuşmaya gerek var mı bilemiyorum.  


Bugün bir Manos Loizos müziği patlattım size. Manos Loizos çok özel bir adam.
Buram buram Ege'yi hissediyorsunuz bestelerinde.
Loizos'u ilk bu albümle dinledim. D&R 'dan almıştım , en ünlü ve güzel besteleri bu albümde. Baya baya iyi.
Dalaras , Alexiou gibi ünlü Yunan şarkıcıları ilk çıkışlarını Loizos besteleriyle yapmışlar hep. Belki bu kadar büyük sanatçılar olmalarının sebebi başlangıçta ki bu iyi seçim olabilir diye düşünüyorum.

Ayrıca bugün çok çok uzun zaman sonra bir şekilde iletişimimizin koptuğu biriyle yeniden konuştum. Ben mesafelerin insani ilişkileri çok etkilediğini düşünürdüm hep. Vallahi hiç öyle değilmiş. Sanki dün konuşmuşuz bugün yine muhabbet ediyoruz gibiydi. Bazı ilişkilerin bıraktığın yerden devam edebilmesi hem lüks , hem güzellik.
Aslında çok fikrim değişmedi. Bazı istisnalar dışında gerçekten gözümden ırak olan gönlümden çok rahat ırak olabiliyor. Bende ' unutmak ' oldukça kolay bir eylem kendimi bildim bileli. Tabi bunu vefasızlıkla özleştirmeyin hemen. Ailem ve dostlarım hariç bu atasözü benim için baya geçerli. Belki de çok kötü bir huy. Ama zararını görmediğim her huyumu gayet devam ettiriyorum.

2016 için en kapsamlı planım 100 kitap bitirme işiydi. Ve ben hala 27 kitaptayım. Aslında bu hafta Ayvalık sonrası İstanbul'a gideceğim ve beni orda en az 15 kitabın beklediğini düşünürsek açığı kaparım. Önce ki yazılardan birinde bahsetmiştim Yunan Edebiyatına dalacağım bu yaz diye. Sağ olsun İstanbul'da ki canım kitapçım en bulamayız dediğimiz kitapları bile allem etti kallem etti buldu. Hepsi beni bekliyor. Aslında deli gibi ben onlara gitmeyi bekliyorum. Ayrıca son zamanlara dipsiz kuyularda gezinen Necip Mahfuz sevgimi bütün kitaplarını alarak sonuçlandırdım. Hepsini okumaya başlayacağım. Romanlarını bir çoğu 150 sayfayı geçmediği için bir günde bitiyor. Bir kaç tane de 200 - 250 sayfa civarında olanlar var sanırım. Tarih kitapları arasına bazı günler onları sıkıştırıyorum. Kafa dağıtıyor.
Yeni öğrenmemin verdiği utançla söylüyorum ki  ; Çok çok severek okuduğum ve dayanamayıp kitaptan alıntılar yaparak bloga yazdığım Serhat Öztürk , Selanik kitabının dışında Şiraz ve Halep'i de yazmış. Selanik kitabı gezi yazısı olmaktan ziyade mükemmel bir genel kültür bombasıydı. Hiç bitmesin , hiç bitmesin diye okumuştum. Diğer iki şehri de harika yazdığına eminim.
Halep çok gitmek istediğim bir şehirdi. Şehirdi diyorum çünkü malum iç savaş sonucunda artık Halep'ten hiç bir şey kalmamış. Şiraz ise hala deliler gibi gitmek istediğim bir şehir. İran ' da tabi ki.
Okuduktan sonra yine detaylı detaylı yazıp överim herhalde :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder