5 Nisan 2016 Salı

Günlük #22 Çocukluk Anıları





 5 yaşımdan selamlar !

Bu yaşlara dair o kadar çok unutmadığım anım var ki. Hatırlamayı , konuşmayı baya seviyoruz ailecek. Anlatılanlar ve hatırladığım kadarıyla yaramazlık sınırlarını aşmış , hatta bu konuda ünüm daha da aşmış bir çocuktum. Mesela iç mekanizması komple cam olan  pervaneye ' bu niye durmuyo ya ? ' diyerek içine annemin örgü şişini sokarak pervaneyi atomlarına parçalayarak aileme suikast düzenlemişliğim vardır. 
Matematik dersinden nefret ettiğim için ilkokul 1 de üst üste 3 gün matematik dersi öncesi bilerek altıma işeyerek annemin derse girmeden beni gelip okuldan almasını sağlamışlığım vardır. Tabi bunu farkeden annemin 4 gün okuldan beni almaya gelmeyerek öyle bırakmışlığı da yok değildir.
Haftanın en az 3 günü kapı kilidini açık bulduğum an evden kaçarak ilk seyahatlerimi yapmışlığım vardır.
Sevdiğim balığımı akvaryumdan çıkarıp soğukta üşümesin diye yatağıma yatırıp üstünü örtmüşlüğüm vardır. Öteki sevmediğimi yere atıp ölüme terketmiştim.
Canım ablam Didoş benimle oyun oynamadı diye kendisini sinsi bir operasyonla tığlayıp , bıçakla kovalayarak canına kastetmişliğim de vardır.

He bir de şort, pantolon ve etek gibi şeylerden hiç haz etmeyerek evde adeta bir moda gurusu edasıyla gezmişliğim her gün vardır.
Çocukluk aşkımda Kenan Kalav'dı.
Zevkler işte.
En sevdiğim oyuncağım ışın kılıcımdı. 
Akşam babam gelse de iki üç el kılıç sallasam ona diye bakardım.
Pazar sabahları izlenilen Tarkan ve Gümüş Eyer gibi filmlerin etkisiyle götürüldüğüm parkta salıncakta sallanırken kendimi ' atıl kurt ' diye salıncaktan bırakmıştım , ağız yüz pert tabi.
Sanırım bu kadar kudurukluk bana yetince 7 yaş sonrası bir sakinleme geldi neyse ki.
Çocukluk ne efsane şey !


                                                     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder