4 Nisan 2016 Pazartesi

Şu Eşiği Aşmak Lazım


Konuşmak , paylaşmak ne güzel şey değil mi ?
Hele bir de hiç çekinmeden içini döktüğünüz insanlar varsa.
Biraz da sizi anlayan , hayallerinize ortak olabilen , sizinle hayal kuran dostlarınız.
Kolay bulunmuyor öyle insanlar.
Hiç kolay bulunmuyor.

Bazı arkadaşlıklarımı çok özlüyorum. Bunu artık itiraf etme aşamasını geçip , paylaşmak amaçlı konuştuğum bir konu haline getirdim. Benim için gelişme. Bahsetmiştim size , benim bir anlatamama , paylaşamama sorunum var uzun zamandır. Bazı şeyleri anlatmak istemem , bazı şeyleri ' anlatıp can sıkmayayım ' der , bazılarını da gerçekten anlatmaya korkarım acaba karşımdaki canı gönülden dinler mi ? diye. Hatta zaman zaman ' insanların derdi yokmuş gibi bir de ben mi anlatayım , o anlatsın ben dinlerim ' kafasında olmuşluğum çok olur.
Yahu be Nazlı o zaman arkadaşlık denilen kavram neden var değil mi ?
Beni böyle düşündüren şey ne ? Ne zaman böyle olmaya başladım  bilmiyorum.
Hiç utanıp sıkılmadan iç dökebilmeyi çok özledim. Karşımdakinin derdimi küçümsemeyeceğine inanmayı baya özledim. Bunu yakaladığım bir arkadaşım vardı hayatımda. Ama bir şekilde dostluğumuz bir takım sebeplerden biteli çok oldu. Özlüyorum ama sadece bunu özlüyorum galiba. Hunharca iç dökebildiğim o günleri özlüyorum sadece. Birine güvenip şöyle çenemi düşürmeyi. İnsanlar , ilişkiler ne zaman bu hale geldi bilemiyorum. Ama gözlemlediğim , yaşadığım ve gördüğüm kadarıyla dibi gördük göreceğiz. İnsan eleştirmenin , dedikodunun edep sınırlarını ne kadar aştığını görebiliyoruz. Bizzat insanların başka insanların arkasından ne denli konuştuğunu , kötü niyetin kol gezdiğini görünce bende paranoyak oldum galiba. Neden yalnızlaştırılıyoruz ? Hepimizin birilerine başkaları hakkında dert yanabiliyoruz. Bu dünyadaki en normal şeylerden zaten. Ama keşke dert yanmakla kalsak. Keşke bu kadar masumane kalsa. Hırslar , kıskançlıklar .... Nereye gidiyoruz bilemiyorum. İnsan var olduğu günden beri hırslarını törpüleyemiyor. Ama bunu denediğiniz anda başarabildiğinizi görüyorsunuz. Çok keskin bir cümle olarak algınlansın istemiyorum ama ' sevgi görmüş insan '  bu huyları törpüleyebiliyor. Ama sevgi göstermenin ' şımartmak ' sanıldığı , arkadaşlık ve aşk ilişkilerinin bile belli bir sonuca ulaşsın diye taktiklerle yürütüldüğü bir dönemde bu optismistlik ne kadar tutar bilemiyorum. Yahu boşverin şımartın , zaten karşınızdaki olgun biriyse bu şımartılmanın güzelliğini size de yansıtır. Mutlu insanın kalbi çok büyük oluyor , sevgi nedir bilen insanın kalbi okyanus. Hayatta sizi kötü davranmak zorunda bırakan her ne varsa bırakın gitsin. Gerçekten nefret çok ağır bir duygu. Büyük yük. Kıskançlıkta öyle. İnsanı kemiriyor biliyorsunuz. Hayata toz pembe bakan tayfadan değilim . Kolay yaşanan hayatların insanı körleştirdiğine inanıyorum. Zorluklar insana küçük mutlulukların değerini öğretiyor. İki güzel sohbetin , 2 güncük yapılan bir tatilin , bir okunup bitirilmiş bir kitabın. Ama hayatın çok uzun bir yolculuk olduğu , ve paylaşılmassa hiç iyiye gitmeyeceğinden eminim. İnsanın her zaman yalnız bir tarafı oluyor, Bu kesin. O yalnız tarafı dünyanın en iyi dostuna , en iyi ailesine , en iyi sevgilisine sahip olsanız bile dolduramıyorsunuz. O taraf zaten insanı olgunlaştıran taraf. Fakat bu uzun yol her ne olursa olsun yalnız bitirilemez. Çok büyük haksızlık olur ! Yalnız olmayı sevdiğini iddiaa eden insanların çoğunun gizli bir bitmişlik içinde olduğunu farkına varıyorum. İnsanız insan ! Deli misiniz ?  
Ama en başta bahsettiğim bir eşik var işte. Bu yol arkadaşlarını bulmak. Kimseyi gerçekten tanıyamıyoruz. Bunu elbette farkındayım. Güven duygusuna balta vurulmuş o kadar çok insan var ki. İnsanlar bu yalnız taraflarıyla yaşamakta haklılar diyorum. Çok garip ki biri size bir şeyler anlatıp , içini döktüğü zaman onun için üzülüp , bunu sizi anlatıp paylaştığı için mutlu oluyorsunuz. Ama sıra size anlatmaya gelince yok, olmuyor. Bu nasıl aşılır ? Bunu düşündüm çoğu zaman. Galiba zaman. Benim birine alışmam çok zaman alıyor. Fakat alışınca her şey tamam. Sınırları korumaya çalışırken ipin ucunu kaçırdığımı fark edebiliyorum. Herkesle böyle olunursa sadece ' arkadaşın ' olur , dostun olmaz. Belki bu zinciri kırmak lazım. Güvenmek lazım. ' Üzülebilirim ' korkusunu yenmek lazım.
Tamam çok maneviyat dolu olacak ama ' allah herkese taşıyacağı kadar yük verir ' cümlesi doğrudur belki , denemek lazım. 
Şu hayatta en fazla ne kadar üzülebiliriz ki kayıplarımız dışında.
Ya da en fazla ne kadar süre unutmayız.
Şimdi düşünüyorum , zamanında burnumun direğini sızlatan , bu acı geçmez ya dediğim her şey komik anılar haline gelmiş. Her şey bu kadar basit belki de. 
Sadece ' zaman ' veriyor bu gücü insana. Günler geçtikçe insan her şeyi unutuyor nasılda. Güvenelim gitsin. Elbet arada biri tutar. Emin olduğum tek şey var ama. Güveninizi bir defa al aşağı eden insana ikinci kez güvenmemek. Belki de hayatınız şansını , insanını kaçırıyor olacaksınız bu yüzden. Ne aptallık
Tabi böyle hunharca yazmamı sağlayan şeye teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Teşekkürler Barbayanni ouzocum ! Sen bana hep iyi geliyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder