4 Eylül 2016 Pazar

Temelde Unutmak Fiili Üzerine / Biber Filizlenmesi Sorunsalı


Çok seviyorum şu şarkıyı. Aşırı serin bugün ! Ne mutluyum anlatamam. 7:30 gibi uyandım. Ne güzel şeymiş şu sabah sessizliği. Tabi sağlam bir yürüyüş ile taçlandırdım. Sizde biliyorsunuz ki yürüyüş demek sağlam bir beyin fırtınası demek ayrıca :)
Öyle muhabbet edelim istedim ben bazı şeyler hakkında.
2 gün önce şöyle bir paragraf okudum ;

“Herşeyi unuttuklarını hatırlayıp, günün birinde seni de unutabileceklerini kabul ederek sevmeyi denediğin gün, sendeki asıl seni daha iyi tanıyacak, onca yaşanmışlıkları unutmayı başarabildiğin gün ise onları daha iyi anlayacaksın. Ki asıl meselenin onları anlamak değil, kendini tamamlamak olduğunun da o zaman farkına varacaksın.”

Hatta üzerine baya düşündüm diyebilirim. Nasıl bu kadar doğru bir tespit olabilir diye.
Bende ister istemez kimler, neleri nasıl ve ne çabuk unuttuğumu düşündüm. Unutulduklarımı düşündüm. Herşey ne çabuk geçiyormuş ! 
Bir sabah bir uyanıyorsun ve aylardır kaburga kemiğine oturan öküz bir gecede gitmiş , unutmuşsun.
Bu mevzunun asla sadece aşk meşk muhabbetleriyle ilgili olmadığını biliyorsunuz. Hatta bence normal bir insanın dünyada en çabuk sarabileceği acı , unutabileceği şey aşk acısı. Çünkü ne kadar inkar etsek de , bende dahil hep öyle olmadığını söylesem de istediğimiz zaman hayatımıza birini dahil etmek çok kolay. Hele ki kimyalar uyuşuyorsa. Ama şuna çok eminim ki dahil etmek , hayatından çıkarmaktan çok daha zor. Ya da şahsi olarak konuşuyorum farzedin. Birine, hayatına , karakterine alışmak, alışmamayı tercih edip yolun yarısında geri geri koşmaktan daha zor. Buna ''adaptasyon zafiyeti'' diyebiliriz :)
Ama unutmakla , unuttuklarımla ilgili mevzunun ciddiyeti kesinlikle özel hayat boyutundakiler değil.
Hatta sadece kişiler bile değil diyebilirim.
Yaşadığımız büyük kırgınlıklar , ''ya ben bunun altından kalkamam'' dediğimiz şeyler ne çabuk anı haline geldi. O kadar şaşkınım ki. Kişi bazında da geçerli. 7-8 sene öncesini düşünüyorum mesela. Hayatım da kimler varmış. Birbirimizin dibinden ayrılmayıp , oturup çekirdek çitlerken 20'lerde şuraya gideriz , bunu yaparız dediğim insanları düşünüyorum. İsimlerini hatırlarken zorlandıklarım oldu düşünün artık. Hayat çok garip klişesi buradan çıkma olabilir sanırım. Kimse vazgeçilmez değildir klişesi de.
Şimdi hazırsanız tipik Nazlı olarak bambaşka bir konuya atlıyorum.
Belki daha önce bahsetmişimdir bilemiyorum. Bizim kutudan hallice balkonumuzda bir biber fidesi yetiştirmeye başladık. İlk hasadı aldığımızda ki sevinç öf ki öf.
Sonra 2. defa biberle r çıktığında pek ilgisizdi bizim ev ahalisi. Ben burada değildim. Biraz pörsüdüler. Daha sonra ben geldim. Sulamayı unuttuğum çok oldu. Bu sıcaklarda dayanamadı tabi mahvoldu saksıda. Tam 15 gündür ise tam bir savaş halindeydim. Su komaları mı dersiniz , derin muhabbetler mi dersiniz. Hepsini uyguladım kendisine. Ve bugün yemyeşil dallarından 3. kere biberleri topladık. Doğa sen ne güçlü şeysin ! Ve ne bereketsin ! Çok aşığım çok.
Keşke önce - sonra hali için o bitmiş halinin fotoğrafını çekseydim. Annem artık atalım bunu demişti. Dur bekle diye diye şimdi dallandı budaklandı kocaman birşey oldu.
Sizde unuttuğunuz veya umudu kesmeye başladığınız çiçeklerinizi falan kesinlikle atmayın. Biraz iyi bakımla, sohbetle gerçekten eski hallerine dönüyorlar :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder