19 Kasım 2016 Cumartesi

Yalnızlığın Değeri ? Karakter ?

Aslında çok klişe bir konu. Ama her daim haklılığını görünce dağlara taşlara bile anlatasım geliyor şu ' yalnızlığın değeri ' ni.
Eminim hepimiz yalnızlığın değeri derken , sıfır arkadaş , aşksız sevgisiz bir yaşam , asosyallik tarzı şeylerden bahsetmediğimi zaten biliyorsunuz.
Benim için yalnızlık , kendinle zaman geçirirken kimseyi aramama lüksü aslında.
Ya da kendinle kaldığında huzuru çok güzel bulabilme.
Bu benim için her zaman çok önemliydi.
Yalnız başıma yaptığım yürüyüş ve ardından içtiğim kahvenin hazzı 1 numara mesela.
Kimlerin hayatımıza girdiğini , kimleri unuttuğumuzu bir düşünün.
Bazen hiç yaşamamışım gibi hissediyorum çoğu şeyi.
Ne kadar uzak anlatamam.
Ve bu hep bana şunu hatırlatıyor  ' insan her şeyi unutur '.
Gerçekten böyle. Her şeyi unutabiliyoruz. Düşe kalka , biraz da zamanla. 
Bunu kanıksadığımdan beri her şeye ve herkese karşı çok daha rahat bir mizacım oldu.
İnanılmaz bir rahatlama.

18 Kasım 2016 Cuma

-antalya günlüğü

Nasıl anlatsam , nereden başlasam tarararam kıvamındayım şu an aslında. 
7 Kasımda en yakın arkadaşımın Antalya'ya taşınması ile bende gidip bir gezineyim dedim oraları.
Antalya bana ara ara güzel gelen ama çoğu zaman ' ay saçmalamayın ya sıcak falan ' diye bol bol laf attığım bir şehirdi. Ama ben , yani büyük konuşmanın kitabını yazan Nazlı şu an ' nasıl taşınırım ya ben Antalya'ya ? ' diye türlü planlar yapıyorum. Ama şunu belirtmekte fayda var. Antalya kesinlikle her semti , her noktası mükemmel bir şehir değil. Nereye gideceğini bilene bir cennet. Mesela ben ilk 2 günümde çok irrite olmuştum. Daha sonra gezdikçe ciddi ciddi aşık oldum.