18 Kasım 2016 Cuma

-antalya günlüğü

Nasıl anlatsam , nereden başlasam tarararam kıvamındayım şu an aslında. 
7 Kasımda en yakın arkadaşımın Antalya'ya taşınması ile bende gidip bir gezineyim dedim oraları.
Antalya bana ara ara güzel gelen ama çoğu zaman ' ay saçmalamayın ya sıcak falan ' diye bol bol laf attığım bir şehirdi. Ama ben , yani büyük konuşmanın kitabını yazan Nazlı şu an ' nasıl taşınırım ya ben Antalya'ya ? ' diye türlü planlar yapıyorum. Ama şunu belirtmekte fayda var. Antalya kesinlikle her semti , her noktası mükemmel bir şehir değil. Nereye gideceğini bilene bir cennet. Mesela ben ilk 2 günümde çok irrite olmuştum. Daha sonra gezdikçe ciddi ciddi aşık oldum.


İlk olarak tabi ki Kaleiçi'ni gezdik. Kaleiçi nereye gideceğini bilene harika şirin bir yer. Ama ilk girişi tam bir kepazelik bence. Sahte marka ürünlerin satıldığı , kaba esnaf kaynayan bir alanda 15 dakika yürüyorsunuz fakat daha sonra esnaf bitip küçük tatlı mekanlar göze çarpmaya başlıyor.


Daha sonrasında adını bilmediğim bir parka gittik. Geniş bir manzara , çook keyifli. 



Bu şehrin hakkını vererek yaşayan herkesin alnından öpüyorum sayın seyirciler.
Bir de Konyaaltı denilen şıkır şıkır plajımız var tabii. Neden bilmiyorum fotoğraf çekmemişim hiç. Ama herkes biliyor zaten. Bence Antalya'nın tek handikapı turizm sezonunun uzun olması sebebiyle insan kalabalığı olması. Kasım ayı olmasına rağmen turist çoktu. Tabi bahsettiğim Konyaaltı ve Kaleiçi tarafı. Mesela benim aşık olduğum Lara tenha ama çok güzeldi. Yaşayanların sadece bulunduğu , insan kalabalığının olması Lara mükemmeldi.


Viral verdiler bana.

Böyle güzel yollara yürüyüş yaptığınız , oldukça nezih bir semt.
Ben aşırı sevdim ve huzur buldum.
Akra Barut otelden sonra ki sahil şeridini takip ettiğinizde bu parklardan geçiyorsunuz. Şirinyalı'ya kadar gidiyor. Ben keyiften dört köşe haldeydim.

Geldik en güzel yere.
Tabi ki Phaselis Antik Kenti.
Gerçekten bulunduğum , yaşadığım ülkede böyle mucizevi bir yer olmasından çok mutluyum.
Resmen mucize gibi bir yer. İnsan inanmakta zorlanıyor.





Tam böyle ' birşeyler benim nefesimi kesiyor , vallahi ben nefes alamıyorum ' dediğim bir anda tam 10 dakika içinde karar verip bileti alarak geldim Antalya'ya. Resmen ilaç gibiydi. Atina'dan sonra dönüş yoluna geçtiğimde en çok zorlandığım yer oldu.
Neredeyse her gün böyle gün batımları yaşadık ! 





Bana göre Antalya'da yapmanız gerekenler şöyle ki ;
-Kaleiçi'nde ara sokaklarda kaybolun, ama herkesin gittiğini yöne değil biraz izbe taraflara dalın :)
- Eğer Falafel seviyorsanız veya vegan/vejetaryansanız Üç Kapılar'ın tam karşında ki sokakta bulunan Rokka'ya uğrayın. Vallahi bana duacı olacaksınız😂 Falafel , Humus , Fettuş ve envai çeşit pizza. Hepsi çooooook güzeldi.
-Kesinlikle Lara-Şirinyalı arası yürüyüş yapın alıp kahvenizi.
-Bence sonbahar-kış sezonunda gidin.





1 yorum:

  1. Antalya'ya bakış açım senin bakış açının başlangıcı gibi umarım birgün gördüğümde fikrim değişir. :D

    YanıtlaSil